Ortak hafızamız olan tarihimiz nasıl da vuruşturdu toplumu!
Ekranlarda, gazetelerde nasıl da kafa kafaya geldik!
Meğerse ne kadar farklı/zıt tarihlerimiz varmış.
Millet olabilmenin ortak paydalarından biri “ortak tarihsel geçmiş”ken, neden bizim ortak tarihimiz bölüverdi ülkeyi ortasından.
Neden geçmişimize tapınmakla, ihanet etmek arasında gidip gelmekteyiz?
Bu nasıl bir ruh halidir böyle?
Bütüncül/besleyici bir medeniyete/zihniyete sahipsek eğer, tarihsel olgularda “ortak refleks” göstermemiz gerekmez mi?
Bir tarihsel değer üzerinden, farklı demiyorum, tam da bir birini yok eden/yok sayan bir refleks geliştirmek, marazi/hastalıklı gelir bana.
Geçmiştekini kutsamakla aşağılamak fanatizmi, aklı nasıl da dumura uğratan bir öz taşımada!
“Zavallı tarih! İdeolojik beklentilere hizmetçilik etmedikçe varolmasına izin bile verilmiyor. Geçmişin bilgisinin ‘bilimsel’ saygınlık kazanamaması ve kolaylıkla gözden düşmesi biraz da bu yüzden.” diyor Dücane CÜNDİOĞLU
Cumhuriyeti/Türklüğü yüceltmek için kötü bir muhatap olarak yaratıldı Osmanlı ve onun padişahları.
Osmanlı’nın/padişahlığın “kötülüğü” üzerinden cumhuriyete meşruiyet kazandırılmaya çalışıldı.
Artık cumhuriyetle padişahlık bir birinin rakibiydi ve herkes, tarafını, “bertaraf” olmamak için belirlemeliydi.
Osmanlı’ysanız eğer, cumhuriyet düşmanısınız!
Cumhuriyete tarafsanız Osmanlı’ya düşman olmak zorundasınız!
İlk öğrencilik yıllarımızın kitapları, hep vatanı satan padişahlardan, öğretmenlerimiz de astığı astık diktatörlerden ve babadan oğula geçen saltanatlardan söz ediyorlardı.
Ve cevabı istenen soru şuydu:
“Siz hangisini seçerdiniz/tercih ederdiniz?”
Padişahlığı mı? Cumhuriyeti mi?
“Sizce hangisi ‘kötü‘?!”
Bir birini takip eden, biri diğerinin devamı sayılan, biri diğerinin nedeni ya da biri diğerinin sonucu olan iki sosyolojik süreci bir birine rakip/düşman etmek, bizim “cumhuriyetçi pozitivist” aydınlanmacılarımızın bir icadıydı!
Yeni “Türk kimliği” inşası için insanın geleneğiyle bağının kesilmesi, hafızasının temizlenmesi gerekiyordu.
Yani bir kimliksizlik haliydi istenen.
İşte bu formatlama eylemi iki şeyi ortaya çıkardı.
Geçmişe tapınmayı…
Ve geçmişi aşağılamayı.
Türklüğü yüceleştirme/kahramanlaştırma/diğer ırklardan üstün sayma ideolojisi, hastalıklı bir vasatı üretti.
Bu vasatta şekillenen zihinlerimiz de sakatlandı maalesef.