tyle=”FONT-SIZE: 12pt; FONT-FAMILY: ‘Times New Roman’; mso-fareast-font-family: ‘Times New Roman’; mso-fareast-language: TR”>Bu kentin siyasetçileri onlarca yıl neyin siyasetini yapmışlardır?
Taraflarını, seçmenlerini işe aldırmanın, tayinlerini yaptırmanın mı?
Şehrimiz mimarlarının, mühendislerinin, müteahhitlerinin tarihsel mimari üzerine söyleyecekleri hiç mi sözleri yoktu?
Kentin merkezine dikilen sevimsiz beton blokların hangisi bu kentin tarihsel dokusuyla uyuşmaktadır.
Bu kentin akil adamları sözlerini nerelerde, hangi meclislerde tüketmektedirler!
Selçuklu’nun/Osmanlı’nın torunlarının, atalarıyla ilişkisini böylesine kesmeleri anlaşılır gibi değil.
Bu satırların yazarı bir “kent plancı” değil.
Şehir mimarisi üzerine büyük büyük laflar edecek bir donanıma da sahip değilim.
Ve fakat, “Minyatür Amasya”da gördüklerim, bana bu günü yorumlamada önemli ip uçları vermektedir.
Tarihin ve onu üretenlerin, toprağın altında ve üstünde bıraktıklarına baktığımızda, bir medeniyet inşa etmedeki ortak akıllarını/iradelerini görmek mümkündür.
Mekanı kullanma ve inşa etmedeki titizlikleri, estetik kaygıları bu günün insanına ders verir niteliktedir.
Kentleşmenin insanın zihninde yarattığı kazanma/zenginleşme arzusu, yaşamın temel amacı haline gelmiştir maalesef.
Önemli olan, bir metrekare topraktan en yüksek “kazancı/karı” elde etmektir.
Estetik olması, tarihi dokuyla uyumlu olup olmaması bu günün insanının derdi değildir artık.
Çekirdek ailenin azalan nüfusuna inat çoğaltılan iç mekanlar bir tatminsizliği çağrıştırmaktadır.
İç mekanı konforize ederken, dış mekanı kullanmadaki kabalığımız alabildiğinedir.
Bahçeleriçi Mahallesi’nde ırmağın iki yakasının inşasında sosyalizasyonun ne kadar da uzağına düşülmüştür.
Para/kazanç nasıl da “insan”ı ötelemiştir!
Irmağı sahiplenme idiası taşıyan apartmanlar, ırmağı nefessiz bırakıp boğacak kadar üstüste.
Yetersiz yollar ve kaldırımlar…
Neden ırmağın iki yakasında yürüyüş yolları düşünülememiştir?
Neden ırmak, şehrin girişinden çıkışına kadar boylu boyunca yeşil kuşakla taçlandırılamamıştır?
Geçen yaz Gaziantep’e gitmiştim.
Şehrin ortasından geçen dereden (ırmak değil) kilometrelerce uzunlukta, içindeki insanları da görünmez yapan nasıl bir yeşil vaha yaratılmış görülmeye değer.