İslamiyet, vizyonu ahlâk olan harikulade bir dindir. Buna binaen insanın doğru bildikleri karşısında susması, dilsiz şeytana eşlik etmesi demektir. Bu konuda bildiğim doğruları savunurken, devletin maaşlı din görevlilerini tenzih ediyor ve anlatacağım konunun hassasiyetine dikkat çekmek istiyorum.
İnsanların şu hayatı sorgulamadan yaşayışları, başlarına geleni yada dayatılanı normal kabul etmeleri gibi milletçe genel sorunlar yaşıyoruz.
İbadet, dünyevî bir menfaat için değil, sadece Yaratıcının rızası için yapılır. Bu sebeple, Kur'an-ı Kerim'in para karşılığında okunması ve okunan Kur'an karşılığında para verilmesi dinen caiz değildir. Böyle bir okumadan dolayı sevap da yoktur (Mevsılî, el-İhtiyâr, II, 142, İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr, IX, 76-77).
İslam, etik ve ahlâki değerleri esas alan misyonu yüksek bir dindir. Bilip bilmeden yaptığımız hataların dışarıdan nasıl göründüğünü gözden geçirip hataları düzeltmek gerekir.
Yüce dinimizi temsil eden insanların parmakla gösterilmesidir esas olan. Kaş göz ve işmar ile değil.
Çüki halk, gördüğünü gözüyle tartıp, yüreğiyle onaylar.
Katıldığım bir cenaze mevlütünde hocalar içeri girdi. İçimden dedim ki oh ne güzel! Kuran tilaveti ile ailenin acısını dindirecek gönülleri ferahlatacaklar. Hocalar Yasin suresini birlikte okudular diğer hocada birşeyler okudu. Bu arada ikramlar yapıldı.
O ana kadar herşey güzeldi.
Ta ki, ceplerine para konana kadar. Biz insanlar el birliğiyle güzel olan herşeyi dejenere ettik bu dünyada.
Bir başka yaşadığım olaysa akrabalarımdan biri vefat etti. Gömüldü tüm işlemler bitti ortada hoca yok! Herkes telefonlarına sarıldı tanıdık hoca arıyor. Biri bulmuş geldi genç bir hoca arabadan indi.
Mezarın başına inmesi lazım talkım verecek, okuyacak fakat hoca uyarmalara rağmen mezarın başına inmedi. Bide kendinden emin diyor ki burdanda okunur. Alel acele Yasin okudu bitince onunda cebine parası kondu aceleyle gitti. Ne dememiz gerekiyor bu durumda? Yaratıcı razı olsun mu? Hadi biz razı olduk diyelim. Yaratıcı razı olurmu? Bunu da sorgulamak lazım.